
1974 - İstanbul
1985 - 1989 - Özel Darüşşafaka Lisesi
1990 - 1994 - İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü
1994 - 2005 - Mimar Sinan Üniversitesi G.S.F. Resim Bölümü Prof. Özdemir Altan Atölyesi
1999 - 2002 yılları arasında Kadıköy Yeldeğirmeni'nde atölye Chat Noir.
1990 - Ankara Devlet Opera ve Balesi Sergi Salonu - Gençlik Sergisi
1990 - 1994 yılları arasında Caddebostan Kültür Merkezi - Gençlik Sergileri.
1994 - 1998 - Mimar Sinan Üniversitesi Osman Hamdi Bey Salonu Öğrenci Sergileri.
2006 - Kadıköy Belediyesi Sergi Salonu - Yaşam'dan Kesitler Karma Sergisi.
2010 - Güzel Sanatlar Lisesi'nin 20.Yılı için düzenlenen "Liselim" Mezunlar Sergisi.
2016 - Galeri Bohem Yeni Yıl Karma Sergisi.
2018 - "Yeldeğirmeni'nden Kent Öyküleri" Karma Sergi - CKM Sanat Galerisi
2018 - "Never Give Up" Karma Sergi - Petit Coin Art Gallery - Londra
2018 - Euro Expo Art 3 Vernice Art Fair Neoart gallery - Koridor Contemporary Art Programs - Forli - İtalya
2018 - "DESEN" Açık Sergi No:2 - Açık Alan
2018 - “Başkalaşım / Metamorphosis“ Barış Gülen & Ayda Aktay Resim ve Ebru Sergisi - Mor Kaftan Sanat Galerisi - İstanbul
2018 - Bir Grup İnsan Sanat Platformu 1.Yıl Büyük Sergisi - Türkan Saylan Kültür Merkezi - İstanbul
2020 - Open Studio Days 2-3-4 Ekim - İstanbul
2021 - "Temas Sergi" Çevrimiçi sergi 14 Mart - 31 Mayıs 2021
Kaosun Mimarisi: Çizgi, Renk ve İçsel Katmanlar
Benim için tuval, üzerine yalnızca boya sürülen iki boyutlu durağan bir yüzey değil; içsel dinamiklerin, zihinsel süreçlerin ve dış dünyaya dair algılarımın çarpıştığı, nefes alan bir eylem alanıdır. Soyut dışavurumcu pratiğimi inşa ederken en temel motivasyonum, kontrol ile rastlantısallık arasındaki o son derece ince ve tehlikeli çizgide yürümektir. Eserlerime ilk bakışta hissedilen o dizginlenemez kaos, aslında arka planda titizlikle kurguladığım bir kompozisyonun ve katmanlı bir renk teorisinin sonucudur.
Plastik anlayışımın merkezinde "çatışma ve denge" yer alıyor. Organik formlar ile keskin, sinirsel çizgiler arasında tuval üzerinde bitmek bilmeyen bir mücadele kurguluyorum. Geniş, sakin ve derinlikli negatif alanları –pastel maviler, toprak tonları veya derin yeşiller– agresif renk patlamaları ve kalın doku işçiliğiyle dengeliyorum. Bu sinirsel çizgiler eserlerimin iskeletini oluştururken, aynı zamanda içimde tutamadığım bir enerjinin, dışa vurmak için sabırsızlanan bir ritmin de fiziksel yansıması oluyor. Soğuk ve melankolik tonların arasına adeta bir bıçak gibi giren parlak neonlar, sıcak kırmızılar ve zaman zaman kullandığım grafiksel dokular (tramlar), görsel dilimin alfabesini oluşturuyor.
Özellikle geniş ebatlı tuvallerin karşısına geçtiğimde, üretim sürecim tamamen bedensel ve performatif bir eyleme dönüşüyor. Boyayı kazıma, katmanları üst üste bindirme ve kalın fırça ya da spatül darbeleriyle oluşturduğum doku işçiliği, eserlerime sadece üç boyutlu bir yanılsama değil, derin bir "yaşanmışlık" ve zaman hissi katıyor. Benim için her bir fırça darbesi ve boya katmanı, bir düşüncenin, bir anının veya bir frekansın tuvaldeki kaydıdır.
Doğayı, içinde bulunduğum şehrin melankolisini ve karmaşasını ya da "kafamın içindeki o sesleri" fiziksel sınırlarıyla tasvir etmiyorum. Onları bende bıraktıkları psikolojik tortularla, renklerin ve formların soyut diline çeviriyorum. Sıcak ve soğuk tonların monokromatik sınırlarında gezinerek oluşturduğum bu yapılar, izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkarmayı hedefliyor.
Amacım size tamamlanmış, sınırları çizilmiş tek bir hikaye sunmak değil; kendi ritminizi, kendi anlamınızıve kendi yankınızı bulabileceğiniz çok katmanlı, sürekli evrilen canlı bir keşif alanı yaratmak.
Hayat parça parça şeylerin bir araya gelmesi ve bir arada durması veya dağılması gibi. Farklı fikir, düşünce ve anlamlar; farklı malzemeler, biçimler ve mantıkları bir arada kullanarak bir sanat yapıtı oluşturulabilir.
Bir yapıta bakan, her insan için ortak paydalar bulunsa bile, farklı algı ve görme biçimleri olduğu için her eser farklı anlamlar kazanabilir. Herkesin bakış açısı kendine özgün, her fikrin bir de diğeri tarafından algılanış biçimi var. Bu da her eser için onun izleyicisi olan insan kadar farklı eser demektir.
Boşluk - doluluk, düzenli olan ve rastlantısal olanın birbirleriyle aynı anda bulunabileceği, kimi zaman birinin diğerinin önüne geçmeye çalışırken aslında bir yanılsama yarattığı, çoğunlukla belirgin ve tanımlanabilir olmayan duygu ve biçimlerin dünyasının resmini yapıyorum. Duyguları ve aklı tümüyle serbest bırakarak, İçgüdüsel devinimlerle, meydana gelen renk lekelerinin aynı anda oluşturdukları uyum ve zıtlığı dışa vurmaya çalışıyorum. Zengin bir palet ve renkçi anlayışa sahibim, ve rengi coşkulu bir şekilde kullanmayı seviyorum.
Kozmos karşıtlıkların savaşının meydana getirdiği bir uyumdur. Varoluş-öz, biçim-töz, gerçeklik-yanılsama, nesnellik-hakikat, nedensellik-olasılık, zorunluluk-özgürlük. Her şey bu farklılıkların bir arada olması sayesinde hayatı mümkün kılar. Diyalektik, bir düşünme, araştırma, değerlendirme yoludur ve yöntem olarak karşıt kavramların, zıtların birliği esasına dayanır. Doğa zıtlıklarla doludur. Her şeyin bir zıttı vardır. Karşıt olan şeyler, bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan en güzel uyum doğar. Her şey çatışma sonucunda meydana gelir.
Renk ve kendine özgü biçimlerin, kendilerine ait soyut mekanlar içinde kapsadıkları alan ve oluşturdukları dizilim, bazen belirgin bir düzen duygusu oluştursa da, yapmaya çalıştığım biraz da bunun zıttı. Üst üste yığılan renk ve formların oluşturduğu kaos, uyum ve düzen. Tıpkı hayatlarımız gibi.