Barış Gülen, 1974 yılında İstanbul’da doğdu. Ortaöğrenimine Darüşşafaka Lisesi’nde başladı; ardından Güzel Sanatlar Lisesi’nin ilk mezunları arasında yer aldı. Sanat eğitimini Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde, Özdemir Altan Atölyesi’nde sürdürdü. İstanbul’da yaşayan ve üreten Gülen için resim ve fotoğraf, yaşamla kurduğu bağın doğal bir uzantısıdır. Üretmek onun için düşünmenin, hissetmenin, değişmenin ve kendini ifade etmenin en içten yollarından biridir.


SANATÇI BEYANI

Kaosun Mimarisi: Çizgi, Renk ve İçsel Katmanlar

Benim için tuval, üzerine yalnızca boya uygulanan durağan, iki boyutlu bir yüzey değildir; içsel dinamiklerin, zihinsel süreçlerin ve dış dünyaya dair algılarımın çarpıştığı yaşayan bir eylem alanıdır. Soyut dışavurumcu pratiğimi kurarken temel motivasyonum, kontrol ile rastlantı arasındaki son derece kırılgan ve tehlikeli çizgide yürümektir. Çalışmalarımda ilk bakışta kontrol edilemez bir kaos gibi görünen şey, aslında yüzeyin altında işleyen, titizlikle yapılandırılmış bir kompozisyonun ve katmanlı bir renk kuramı anlayışının sonucudur.

Görsel dilimin merkezinde “çatışma ve denge” fikri yer alır. Tuval üzerinde organik formlar ile keskin, sinirsel çizgiler arasında bitmek bilmeyen bir mücadele kurarım. Geniş, sakin ve derinlikli negatif alanlar — pastel maviler, toprak tonları ya da koyu yeşiller — agresif renk patlamaları ve yoğun dokusal müdahalelerle dengelenir. Bu sinirsel çizgiler, çalışmalarımın iskeletini oluştururken aynı zamanda içimde tutamadığım bir enerjinin, ortaya çıkmak için sabırsızlanan bir ritmin fiziksel karşılığına dönüşür. Parlak neonlar, sıcak kırmızılar ve zaman zaman kullandığım grafik dokular — tram desenleri gibi — soğuk ve melankolik tonları bir bıçak gibi keserek görsel dilimin alfabesini oluşturur.

Özellikle büyük ölçekli tuvallerin karşısına geçtiğimde, üretim eylemi bütünüyle bedensel ve performatif bir sürece dönüşür. Boyayı kazımak, yüzeyi tekrar tekrar katmanlamak, güçlü fırça ya da spatula hareketleriyle dokular inşa etmek; işlerime yalnızca üç boyutlu bir yanılsama değil, aynı zamanda derin bir “yaşanmışlık” ve zaman duygusu kazandırır. Benim için her fırça darbesi ve her boya katmanı, tuvale kaydedilmiş bir düşüncenin, bir anının ya da yakalanmış bir frekansın izidir.

Doğayı, içinde yaşadığım kentin melankolisini ve kaosunu ya da “kafamın içindeki sesleri” fiziksel sınırlarıyla betimlemem. Bunun yerine, onların bende bıraktığı psikolojik tortuyu renk ve formun soyut diliyle tercüme ederim. Sıcak ve soğuk tonlar arasındaki monokrom sınırlarda dolaşarak, izleyiciyi pasif bir bakışın ötesine taşıyan yapılar oluşturmayı amaçlarım.

Amacım, sınırları belirgin, tamamlanmış tek bir anlatı sunmak değil; izleyicinin kendi ritmini, kendi anlamını ve kendi yankısını bulabileceği çok katmanlı, sürekli dönüşen bir keşif alanı yaratmaktır.

Yaşamın kendisi, parçalanmış öğelerin bir araya gelmesine, birlikte var olmasına ya da dağılmasına benzer. Farklı fikirler, düşünceler ve anlamlar; tıpkı farklı malzemeler, formlar ve mantıklar gibi tek bir sanat eserinin içinde bir arada var olabilir.

Ortak bağlantı noktaları bulunsa da her izleyici kaçınılmaz olarak bir esere farklı anlamlar yükler; çünkü her insan farklı algılar ve farklı görür. Her bakış benzersizdir ve her fikir, başkaları tarafından algılanma biçimiyle başka bir forma bürünür. Bu anlamda her sanat eseri, onunla ilişki kuran izleyici sayısı kadar farklı esere dönüşür.

Boşluk ile doluluğun, düzen ile rastlantısallığın aynı anda var olabildiği; birinin çoğu zaman diğerine hâkim olmaya çalışırken aslında bir yanılsama yarattığı; duyguların ve formların nadiren bütünüyle tanımlanabildiği bir dünya resmediyorum. Duyguların ve aklın, içgüdüsel jestler aracılığıyla serbestçe hareket etmesine izin vererek, kendiliğinden oluşan renk alanlarının aynı anda yarattığı uyumu ve çelişkiyi ifade etmeye çalışıyorum. Zengin bir paleti ve renk odaklı güçlü bir duyarlılığı benimsiyor; rengi coşkulu ve tutkulu bir biçimde kullanmayı seviyorum.

Kozmos, karşıtların mücadelesinden doğan bir uyumdur: varoluş ve öz, biçim ve töz, gerçeklik ve yanılsama, nesnellik ve hakikat, nedensellik ve olasılık, zorunluluk ve özgürlük. Yaşamın kendisi, bu farklılıkların bir arada var olmasıyla mümkün olur. Diyalektik, karşıtların birliğine dayanan hem bir düşünme biçimi hem de bir araştırma yöntemidir. Doğa çelişkilerle doludur; her şey kendi karşıtını içinde taşır. Karşıt güçler bir araya gelir ve uzlaşmaz gerilimlerden en derin uyum doğar. Her şey çatışma yoluyla varlık kazanır.

Rengin ve ayrışan formların kendi soyut ortamları içinde kapladıkları alanlar ve oluşturdukları düzenlemeler, zaman zaman açık bir düzen duygusu uyandırabilir. Ancak aradığım şey aynı zamanda bunun karşıtıdır: üst üste biriken renk ve form katmanlarının yarattığı kaos, uyum ve düzen. Tıpkı hayatlarımız gibi.




SERGİLER VE ETKİNLİKLER

1994 - 2005 - Mimar Sinan Üniversitesi G.S.F. Resim Bölümü Prof. Özdemir Altan Atölyesi

1999 - 2002 yılları arasında Kadıköy Yeldeğirmeni'nde atölye Chat Noir.

1990 - Ankara Devlet Opera ve Balesi Sergi Salonu - Gençlik Sergisi

1990 - 1994 yılları arasında Caddebostan Kültür Merkezi - Gençlik Sergileri.

1994 - 1998 - Mimar Sinan Üniversitesi Osman Hamdi Bey Salonu Öğrenci Sergileri.

2006 - Kadıköy Belediyesi Sergi Salonu - Yaşam'dan Kesitler Karma Sergisi.

2010 - Güzel Sanatlar Lisesi'nin 20.Yılı için düzenlenen "Liselim" Mezunlar Sergisi.  

2016 - Galeri Bohem Yeni Yıl Karma Sergisi.

2018 - "Yeldeğirmeni'nden Kent Öyküleri" Karma Sergi - CKM Sanat Galerisi

2018 - "Never Give Up" Karma Sergi - Petit Coin Art Gallery - Londra

2018 - Euro Expo Art 3 Vernice Art Fair Neoart Gallery - Koridor Cont. Art Programs - Forli - İtalya

2018 - "DESEN" Açık Sergi No:2 - Açık Alan

2018 - “Başkalaşım / Metamorphosis“ Barış Gülen & Ayda Aktay Resim ve Ebru Sergisi -

Mor Kaftan Sanat Galerisi - İstanbul

2018 - Bir Grup İnsan Sanat Platformu 1.Yıl Büyük Sergisi - Türkan Saylan Kültür Merkezi - İstanbul

2020 - Open Studio Days 2-3-4 Ekim - İstanbul

2021 - "Temas Sergi" Çevrimiçi sergi 14 Mart - 31 Mayıs 2021